Morad.info

Biz öğrenelim diye, yazıyorum. Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, sevgi vb. sebeplerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu durumu.

Archive for the ‘Gezi’ Category

30 cm boylarında, koloni halinde yaşayan, afrika’ya özgü bir hayvan. 14 yıl kadar yaşarlar. kolonileri 15 kadar hayvandan oluşur, aralarında iş bölümü yaparlar ve yuvalarının güvenliğini sağlamak için etrafı gözetleme, düşmanlarını kollama görevlerini sırayla paylaşırlar. Ve aşağıdaki gibi görünürler :D

mearkats18se0.jpg

Read the rest of this entry »

geçen hafta tatileydim. Antalya’ya bağlı Kaş ilçesinde (sanırım ilçe) 1 hafta süper bir tatil yaptım. yolculuğa metro turizm’in iğrenç otobüsünün 1.5 saat geç gelmesi ve yapılan açıklamanın önce “trafikte takıldık” olması ve ardından “otobüs arızalandı, otobüsü değiştirdik”e dönmesi ile rahatsız koltuklarda ve eğitimsiz hostlar eşliğinde yolculuğumuzu bitirdik.

kaş’a indiğimizde; sanki bir fırının içine girmişçesine terlemeye başladık ve otelimizi aradık “Korsan Ada Hotel” otelden taksi gönderdiler ve ücretsiz transferimiz gerçekleşti. Otele giderken çok heyecanlı ve sinirliydik ve biraz da mutluyduk :) garip işte. neyse otele indik elimizdeki valizler ile 100 basamak inerek reception’a geldik. Neyse giriş işlemlerimizi yaptıktan sonra, odamıza çıktık…

odaya ilk girişte beyaz boyalı duvarlar ve mavi boyalı kapılar gözümüze çarpıyor. yatak işte kendi halinde bir yatak. 2 tane masa lambasından aydınlatma ve 1 tane klima ile dolap var. Saç kurutma makinesi: YOK ve TV: YOK ve Şampuan: YOK bunları farkettiğimizde biraz üzüldük ama hemen gidip kurutma makinesini sorduğumda görevliden önce şöyle bir cevap aldım: “yaaa, vardı bi tane. müşteriye verdik gitti öyle sonra da almadık” eh neyse dedim 1-2 gün idare ettik. bu sefer işletmeciye kurutma makinesi, şampuan olayını sordum. cevap daha garip: “Şampuan saç döküyor sabun var.”, “aa kurutma makinesi mi? onu hemen sabaha ayarlarım ben” dedi. “iyi peki ali bey” dedim. odaya çıktım.

sahile indiğimizde yine 100 basamaklı bir merdivenden iniyorsunuz önce havuzun olduğu kata (havuz dışarıda fakat komple bir tepeye kurulmuş minik bir otel kendisi.) oradan otelin sahibinin evinin bahçesinden geçerek otele ait olan plaja iniliyor. plaj güzel fakat kaş’ta kumsal olmadığı için kayalık ve derin bir denizi var ayağınız yere değmiyor suya girdiğinizde.

suya ilk girdiğinde soğuk fakat biraz kıyıdan uzaklaşınca ısınan bir deniz, çok ilginç geldi bana, kıyı serin ortalar sıcak. oluşan depremler ve magmanın yüzeye çıkmasından dolayı her yer volkanik kaya. çok güzel bir görüntüsü var aslında suyun altı çok temiz. burdan bak karşı adayı gör o derece yani :)

snorkeling paketimizi açıp gözlüğümüzü ve paletlerimizi takıyoruz. ve dalışa geçiyoruz. suda basınç çok fazla olduğu için çok derine dalamadım. eh daldığım kadar işte :)

neyse 2 defa tura katılıp denize çıktık. adaları koyları dolaştık. türk insanı işte :) neler yapmışlar :) neler gördüm. :) bir kaçı aşağıda

Kaş - Türk İnsanı Kaş - Türk İnsanı Kaş - Türk İnsanı

 

neyse işte böyle. gerisi yüzdük yedik içtik vs… bayağı eğlenceliydi bu eğleceli kısımları bir sonraki yazıda yazacağım. şimdi yazı bayağı bir uzadı ondan sıkılmış olabilirim :D

 

neyse ikinci turumuz ve macelarımızı yakın bir zamanda yazacağım :)

heyecan, içimi kaplamış ve güneş ile ay arasındaki ince çizginin ortasından yani gözlerinden seçiliyor. evet benim heyecanım senin gözlerinden okunuyor, aynı heyecanı paylaşıyor olmanın verdiği güç ile sanki hiç dün değilmiş ve yarını biz yaratmışız gibi bu günü yaşıyoruz.

bu gün, bu gün ise aslında heyecanın ta kendisi, yani boş bir duraktasın ve otobüsü kaçırdım mı yoksa gelecek mi? sorularının cevabını kendinde arıyormuş gibi değil de, yeni çiçek açmış ıhlamur ağacının altında elimde bir buket çiçekle seni beklerken sorduğum, nasıl görünüyorum acaba, nasıl kokuyorum vs… sorularına kendinde cevap ararken meraklı gözlerle ne taraftan gelecek acaba sorusuyla oyalanıyormuş gibi.

tıpkı sen gibi, tıpkı ben gibi.

Jul-9-07

Istanbul Adliyeleri Ulaşım Bilgileri

posted by morad

Hayatımın avukatına lazım olduğu için aradım ve bir kaç sitede buldum. dedim ki ben de yazayım daha fazla insana yardımcı olayım :D

Adalar Adliyesi
Telefon: 0216 382 57 91
Fax: 0216 382 57 91
Adres:Büyükada

Bağcılar Adliyesi
Telefon: 0212 645 14 93 - 3 hat
Fax: 0212 645 14 91
Adres:Bağcılar
Baro Odası Fax: 0212 646 06 19

Bakırköy Adliyesi
Telefon: 0212 542 60 51
Fax: 0212 572 22 24
Adres:Bakırköy
Baro Odası:570 10 29
Fax:543 25 37
Hukuk Santralı : 543 62 50 - 51
Baro Odası : 571 66 62 - 542 19 74

Beykoz Adliyesi
Telefon: 0216 322 74 04 - 322 93 65
Fax: 0216 331 28 31
Adres:Beykoz
Baro Odası : 0216 331 28 31
Read the rest of this entry »

Jul-2-07

Delphi nedir ?

posted by morad

Delphi Yunanistan’da bir şehir. Mitolojiye göre, Zeus iki kartalı alır ve birini doğuya diğerini batıya doğru bırakır. İki kartal gökyüzünde süzülürken havada yolları kesişir. Zeus tam bu iki kartalın kesiştiği yere bir taş diker ve “burası evrenin merkezi” der. Ege’ nin her yerinden insanlar buraya bilgelik almaya gelirler. Onca yolu yürüdükten sonra geldikleri tapınakta bu taşı bulurlar. Taşın altında “Kendini bil” yazmaktadır.

burdan ne sonuç çıkarabiliriz? :)

Jun-29-07

Satranç Oynayan Türk Otomatı

posted by morad

Çok ilginç, Satranç Oynayan Türk Otomatı, 1769 yılında yapımına başlanıp 1770′de biterek ilk kez İmparatoriçe Maria Theresa için sergilenmiştir. Otomat matematikçi Wolfgang Von Kempelen tarafından yapılmıştır.

bu otomat, 120 cm. uzunluğunda, 105 cm. genişliğinde ve 60 cm. yüksekliğinde akça ağaçtan ve üzerine satranç tahtası çizilmiş tekerlekli bir kabinet önünde oturan bıyıklı, türbanlı ve pelerinli bir Türk figüründen oluşuyormuş. kapakları açıp içeri baktığınızda irili ufaklı pek çok kaldıraç, makara ve başka karmaşık mekanik sistemler görülüyormuş. :)

çok ilginçtir ki nasıl çalıştığını kimse uzunca bir süre açıklamamış, üzerinden çok fazla paralar kazanılmış fakat yine de açıklanmamış. neredeyse 100 yıl sonra birileri açıklamış. fakat hikayenin sonun şimdi ben söylemeyeyim :D gidip wikipedia’dan tamamını okuyun. ama tahmin edemezsiniz :P dicem olmicak edersiniz ama çok mantıklı yapılmış.

sanırım o zamanlar göz yanılması denen şeyi daha fazla kullanıyorlarmış. 3d animasyon falan yok ki o zaman. ekran yok olan ekranlar da belli zaten :D

olayın devamı için: http://tr.wikipedia.org/wiki/Satran%C3%A7_Oynayan_T%C3%BCrk_Otomat%C4%B1

Jun-29-07

Kitap Tanıtım Sitesi

posted by morad

Uzun zamandan beri gördüğüm yaratıcı sitelerden biri http://noonebelongsheremorethanyou.com/

Jun-29-07

Otobüs

posted by morad

Mecidiyeköyde her gün yürüdüğüm kaldırımda bir olay oluyor. Dün iki adam tartışıyordu. sonra biri diğerine sprey sıkıp [b]yaklaşma banağğğ[/b] diye höykürmeye başladı.

<!–adsense#advert-ana180×150–> neyse onu geçtik. bu gün de iki kişi yine kavga ediyor. sanki insanların dikkatini üstlerine çekmek ister gibi?! anlamadım.

bir de şu yaya kaldırımına parkeden öküz insanlarımız var ki. tam halkbankın önünde kocaman 4×4ü parketmiş. kendine yol vermeyen yayalara korna çalıo. ya ben yola çıkıp yolun ortansınran yürüyor muyum?

bir şey diyemiyorum. Allah hak ettiklerini versin.

(normalde tırnak kullanırım fakat aparatta problem çıktı o yüzden sildim hepsini bilmediğimden değil yani)