Hayır!

Saturday, June 27, 2009 1:31

hayir! 68. otoban filminde cok guzel bir replik vardi: “sen her istediginle yatabilen bir kadin olabilirsin, listende yattigin 300 kisi olabilir. eger ben simdi seninle yatarsam listendeki 301. yattigin adam olacagim ve digerlerinin arasinda kaybolacagim. beni unutacaksin. eğer seninle yatmazsam yatamadığın adamlar listesinde ki 1. kişi ben olacağım ve beni asla unutmayacaksın.”

bazi seyleri anlatmak/anlamak icin guzel bir filmdi. seyredeli cok oldu ve son bir haftada olanlar bu repligi aklıma getirdi. ilginc bir film. guzel anilar. benim anilarim var evet. aslinda icinde olmadigim anilarim da var.

Not: benim bunu yazdığım tarih: 20.01.2005 hayır demeyi unutturmuş zaman…

o zamanlar küçüktüm belki de çocuk

Saturday, June 27, 2009 1:29

ya kucukken garip bi çobukmuşum ben. yine aklıma geldi. arabada giderdik ben radyoda çalan parçaya playback yapardim neden? disardan gorenler ve duyanlar (!) ben soyluyorum sansin diye. bunu yaptigimda 5-6 yaşında falandım sanırım. zaten ben hep çocuktum ya ne farkeder. o zamanlar kanlıcaya yeni taşınmıştık. bir kaç ay sonra dışarıdaki insanların sesimi (!) duymadığını farkettim. evet bunu düşünmemiştim. en azından heykel sanmalarından daha kötü bir durum değildi. çocuktum sonuçta adı üstünde çocuk…

Ay Işığı

Saturday, June 27, 2009 1:20

ay ışığı denen şey aslında güneş ışığının yansımasıdır. güneşin ışığının ay üzerinden dünyaya yansıması altında bir gece yürüyüşü ardından senin hayalinle uyumak.
ay’ı bu kadar güzel yapan güneşten gelen ışığın yansıması ise, o güzellik güneşindir. benim gülüşüm de o zaman benim değildir. senin gülüşünün yansımasıdır ve o benim gülüşüm değildir. Senin Gülüşündür. bu durumda benim ağlamalarım da senin ağlamalarındır. ve bunu düşündüğüm zaman ben hiç ağlamıyorum.

bazen ben de konuşmak zorundayım. yorgunum…

sevgiliyi ozlemek?

Saturday, June 27, 2009 1:18

şöyle bir yazı yazmışım bakalım nedir?

yanindan uzaklastiginda ice oturan acidir, beynin durmasi ve bisiy dusunenememe durumudur. bu noktada dogru yanlis kavrami ortadan kalkar. her an her turlu delilik yapilabilir. (bindigi otobusun onune atlamak, arabanin lastiklerini patlatmak, taksi soforunu dovmek vs… ) karsi taraf bazen “ne yapiyor lan bu?” dese de cogunlukla “ayy canim” diye tepki verebilir.

bazen de yaninizdan uzaklasmaya basladigi andan itibaren arkasindan izlenir. bunu “o” farketmez bazen ferkeder fakat belli etmez. usulca uzaklasir, ve ozlememek icin arkasindan uzuuunca seyredilir. kimi zaman sirf ozlediginiz icin abuk subuk mesajlar atarsiniz, “naber?”, “ben eve geldim, sen neredesin?” belki meskuldur ve cevap gelmez uzunca bi sure… ozlem kiskancliga donusur bazen de umursamazsiniz fakat icinizi kemirir…

NASIL: CentOS Linux üzerine fuse + sshfs Kurmak

Thursday, June 11, 2009 0:20

NASIL: CentOS Linux üzerine fuse + sshfs Kurmak

Not: bu açıklama CentOS 4 içindir.

ben iki adet linux makine kullanıyorum. 1 tanesi 192.168.2.4 bir diğeri 192.168.2.7 iplere sahip. esas desktop olarak kullandığım makine sonu 4 olan ip’ye sahip ve bütün varım yoğum dosyalarım kodlarım vs. bulunan makine ise 7 sonlu ip’ye sahip. Windows kullanırken Winscp yardımı ile dosyalarımı yönetebiliyorum, ya da samba ile bağlanarak hallediyorum işlerimi fakat linux’tan linux’a için sambaymış yok efendim ağdan dosya paylaşayım vs.. uğraşmak istemedim. hem dedim öğreneyim hem de biraz daha sağlıklı olsun. bunun için ssh ile bağlandığım sisteme Mount yapabileceğimi düşündüm ve haklıymışım. uzun zamandır bu Fuse denilen meret ne diye düşünüyordum. ihtiyacım olmadığı için de bakmamıştım. Kısa süren bir araştırma sonucunda bir kaç kaynaktan edindiğim bilgi ile kullanmaya başladım. fuse kurulumu ve diğer detaylar aşağıdadır. :)

ilk yapacağımız iş fuse’u indirmek olacak (bende kuruluydu fakat rpm -e fuse yapara kaldırdım)

cd /usr/local/
wget
http://www.devhen.net/centos/fuse-2.6.0-1.src.rpm

indirdiğimiz dosyayı kuralım

rpm -ivh fuse-2.6.0-1.src.rpm

ve fuse’u kurulum için hazırlayalım :D

rpmbuild -bb /usr/src/redhat/SPECS/fuse.spec

build işlemi biraz zaman alabilir. bittikten sonra:

cd /usr/src/redhat/RPMS/i386 (buradaki i386′yı kendi işlemci mimarinize göre değiştirin. i686,sparc vb.)

şimdi tek tek programımızı kuralım :D

rpm -Uvh fuse-2.6.0-1.i386.rpm
rpm -Uvh fuse-kernel-2.6.0-1.i386.rpm

rpm -Uvh fuse-libs-2.6.0-1.i386.rpm
rpm -Uvh fuse-devel-2.6.0-1.i386.rpm

evet şimdi esas konu olan yardımcı programımız ortaya çıkar :) sshfs-fuse kurmamız gerekmetke önce dosyasını indirelim. (hobaa)

cd /usr/local/

wget http://www.devhen.net/centos/sshfs-fuse-1.6-2.i386.rpm

kuralım :D

rpm -ivh sshfs-fuse-1.6-2.i386.rpm

Eğer fuse kurarken rpm’i beceremem ben vs.. derseniz (ki ben rpm kurmayı pek sevmem)

fuse project homepage’e giderek ( http://fuse.sourceforge.net/ ) buradan indirebilirsiniz.

ve daha sonra

tar zxvf fuse-2.6.0.tar.gz

ve ardından

./configure
make
make install

kurmak için yeterli olacaktır.

ssh drive’ınıza mount etmek için önce gidip bir yerlerde directory açıyoruz. tek tek kendi yaptığım gibi yapıyorum

mkdir /mnt/FileServer

chmod -R 777 /mnt/FileServer (R/W işlemi için sadece mount işlemini yapacağınız user’a izin vereceğinden mod’un pek önemi yok)

ve son olarak

sshfs root@192.168.2.7:/var/www/html/ /mnt/FileServer/

artık kullanıcınız ağız tadıynan dosyalara erişebilir. :) sadece tekrar hatırlatayım mount işlemini yaptığınız user erişebilir.

eğer bütün user’lar erişsin isterseniz bu komutun sonuna

-o allow_order eklemeniz lazım yani:

sshfs root@192.168.2.7:/var/www/html/ /mnt/FileServer/ -o allow_other

Kalın Sağlıcakla :)

Murat Küçükosman

Kaynak:

www.centos.com

http://devhen.wordpress.com/2006/06/08/howto-install-sshfs-on-centos-linux/

Black Eyed Peas: Boom Boom Pow

Sunday, May 31, 2009 0:29

Black Eyed Peas: “Boom Boom Pow”
from the forthcoming The E.N.D.

Black Eyed Peas feat. 50 Cent: “Boom Boom Pow” (remix)

Black Eyed Peas feat. Gucci Mane: “Boom Boom Pow” (remix)

Black Eyed Peas: “BEP Empire”
from Bridging The Gap

Black Eyed Peas: “Joints and Jams”
from Behind The Front

For lyrics and download Read the rest of this entry »

Yüksek Sadakat - Haydi Gel içelim

Tuesday, May 26, 2009 10:30

Bugün çok yorulmuşsan
Her yerde arayıp
Yine de bulamamışsan
O seni unutmuş
Sen unutamamışsan
Kalbinin kuşu uçmuş
Sen tutamamışsan

Haydi gel
(Haydi gel içelim)
Derdini al da gel
(Haydi gel içelim)
Bu evrende bir tozsun
Tarih seni unutsun
Haydi gel içelim

Topla da gel
(Haydi gel içelim)
Hepsini al da gel
(Haydi gel içelim)
Mazi kalbinde yaraysa
Unut artık ne varsa
Haydi gel içelim
Yerlere düşelim
Haydi gel içelim
Yerlere düşelim

Söz ve Müzik: Kutlu Özmakinacı
Düzenleme: Yüksek Sadakat

Tavşan Deliği

Monday, May 25, 2009 9:11

Alice: Buradan gitmek için bana hangi yolu izlemem gerektiğini söyler misin?

Cheshire Kedisi: Nereye gitmen konusunda iyi bir anlaşmaya bağlı bu.

Alice: Neresi olduğunun önemi yok!

Cheshire Kedisi: O zaman hangi yol olduğunun da bir önemi yok.

Alice: Sonunda herhangi bir yere varsın da.

Cheshire Kedisi: Elbette varacaksın. Eğer yeterince uzun yürürsen.

Ben bunu zaten biliyordum, bana göre Alice’in çılgın serüveni kuantum’dan başka birşey değil. Tavşan deliğinde ilerliyoruz ve hep karar verdiğimiz doğrultuda akışı değiştiriyoruz.

Gölge Etme Başka İhsan İstemem

Friday, May 22, 2009 23:12

diyojen demiş ya “gölge etme başka ihsan istemem” evet onun gibi. şimdi ben gölgede kaldım, içim soğudu, özledim ama, mutluluğumu özledim. tarihsel yargılarımın sinirle bütünleşmesi ile çıkmış bütün sözlerin arkasındayım. ben söyledim, amcam derdi “ağzında sigara ile yakalansan babana, hayır içmiyorum diyeceksin” diye. hayır her odama girdiğinde aynı sakinlikle sigaramı kültablasına bırakışım gibi aslında özleyişim. beni öldürebilirsin ama asla merakta bırakmamalısın. sorulan her soruya cevabım vardır, ne soruya bakarım ne adama bakarım. ve meraklarım vardır benim, ne olduğuna da bakmam kim olduğuna da. tanrı ile aramda olan münasebet seni ilgilendirmez. o ister ben yaparım, ben isterim alırım. evet bu… ışık her zaman aynı gölgeyi vermez ama gölge hep aynı renktedir benim içimde. küçük hikayelerim var benim, eğer yanlış olduğunu sen anlatmazsan, benim için doğru hep budur. o yüzden şimdi sessiz ol, çünkü ben yazarken üzgünüm.

bir delinin düş rehberi - Mayıs 2009 Murat Küçükosman

T-mobile g1 android uzerinden yazi denemesi

Sunday, May 10, 2009 11:48

Merhaba bu yaziyi telefondaki bur uygulamayi denemek icin yaziyorum. Bilgisayar karsisinda yazacak kadar vakit bulamadigim icin yolda izde telefondan yazmamin daha uygun olacagini dusundum. :)